İran’daki protestolar devam ederken, olayların yoğunluğu azaldıkça yaşanmış trajik hikayeler de gün yüzüne çıkıyor. Ülke genelindeki internet kısıtlamaları nedeniyle tanıklıklara ancak büyük bir gecikmeyle erişilebiliyor. Protestolar sırasında oğlunu kaybeden Maryam Hosseini’nin notları, olaydan yaklaşık bir hafta sonra elimize geçti. Güvenlik sebebiyle ismini gizlediğimiz Maryam Hosseini’nin oğlu, eylemler sırasında annesinin yanında yaralanarak hayatını kaybetti. Maryam, yaşadığı büyük acıya rağmen öfkesine rağmen hâlâ protestolara katılıyor.
‘BİR CUMA GÜNÜ MOLLALAR ONU ELİMDEN ALDI’
Maryam Hosseini’nin yazdığı notlardan bazıları şu şekilde: “25 yıl önce bir cuma günü hayatıma girmişti, 25 yıl sonra yine bir cuma günü mollalar onu elimden aldı. Oğlum Alireza henüz 25 yaşındaydı. Bu, hayatımın dördüncü yarasıydı. Artık bir geleceğim, hiçbir şeyim kalmadı. Tanrı yara paketimi tamamladı, kurtuluş ok bana isabet etti.
Hayatım karardı, tüm mal varlığım kayboldu. O uzun boylu çocuk hayatımdan çekip gitti. O gün yanımda, gözyaşları içinde ‘Anne, bu dünyada sahip olduğum tek kişi sensin. Beni önemsediğini biliyorum, beni güvenli bir yere götür’ dedi.
Alnını öptüm ve ‘Gitme’ dedim. O kadar cesur, saf ve asil bir çocuktu ki… Sanki ölümünün yaklaştığını biliyordu. Ağlaması bir an durdu, ‘İki küçük oğlun daha var’ dedi.
Tanrım, hükümet neden masum insanların çocuklarını öldürüyor? Çocuklarını kaybeden ya da neyle karşılaştıklarını bilmeyen o anneler ne yapıyorlar? Her geçen gün daha fazla kötü hissediyorum. Alireza burada değil… Onu bir an bile unutamıyorum. Ona inanmak zor.
PARA İÇİN ARADILAR
Şehitler Vakfı beni arayıp, ‘Çocuğunuzu Besic (Hükümet yanlısı milis güç) şehidi olarak kaydetmemizi ister misiniz?’ diye sordu. Karşılığında maaş mı bağlanacağını sordum ve onların bu parayı yemesini reddettim. Ellerini çocuklarımızın kanıyla kirlettiler, şimdi de bunu mu öneriyorlar? Benim oğlum Besic’e katılmadı; aksine onlarla çatışırken öldü.
SÜREKLİ RÜYALARIMDA
Alireza’nın ölümünden sonra sürekli rüyalarımda onu görüyorum. Rüyalarımda beni çatışmanın ortasında çıkarıp kurtarıyor. ‘Anne, birlikte gitmedikçe eve gitmeyeceğim’ diyor. Eğer yanında olmasaydım, cenazesini nasıl bulurdum? Bazen rüyalarımda cesedini arıyorum, güvenlik güçlerine ‘Beni öldürmeyin, zaten çocuğumu öldürdünüz’ diyorum, bu sefer ateş etmiyorlar.
HEM OKUYOR HEM ÇALIŞIYORDU
Alireza, elektronik mühendisliği öğrencisiydi ve aynı zamanda çalışıyordu. Ölmeden bir hafta önce, ‘Anne, kiracı olman seni üzüyor, seni bu yükten kurtarmak istiyorum’ dedi. Her gece Allah’a beni de yanına alması için yalvarıyorum ama sesim duyulmuyor. İki yıl önce ‘Ruhun Yolculuğu’ adlı bir kitap okudum; reenkarnasyona ve ölümün farklı bir evre olduğuna inanıyorum. Alireza rüyamda telaşlı bir şekilde bir anaokulunda gördüm. Ayağının kırık olduğunu görünce oradaki görevliye, ‘Neden çocuğum zarar gördü?’ diye kızdım. Alireza şaşkın ve kararsız görünüyordu. Cenazesinden sonra fotoğrafıyla beş saat boyunca konuştum. Ona, ‘Ağladığımı gör ama artık huzurla git’ dedim. Şimdi eve yürüyorum; İrfan Tahmasbi’nin şarkısını dinleyerek uyuyacağım. Belki Alireza’m rüyama geri gelir.”
Berivan Kutlu / MA